MİTSO'ya hoşgeldiniz. Bugün: 13 Aralık 2017, Çarşamba




Milas Halısı

Milas’ın geleneksel Türk el sanatları : Milas halıcılığı ve dokumacılığı

Yazan : Olcay Akdeniz

 

Milas halıları :

 

Milas, Türk el halıcılığında özgün bir yere sahiptir. Bilinen en eski örneği, Orta Asya’da M.Ö. 5. yüzyıla dek uzayan Türk halıcılığı, Türklerle birlikte Anadolu’ya gelmiş ve bir halk el sanatı olarak günümüze dek yaşatılmıştır. Türk halıcılığının, Milas yöresine 11. yüzyılın sonlarında başlayan Türk akınlarıyla birlikte gelmiş olması gerekir. 13. yüzyılın sonlarında bölgenin tümüyle Türklerin eline geçmesiyle birlikte geleneksel Türk el sanatı olan halıcılık bu bölgede gelişmeye başlamıştır. A -T. Akarca, Milas adlı kitaplarında Menteşe Beyliği döneminde Balat limanından ihraç edilen buğday, safran, susam, balmumu, palamut, zibebe, meyan kökü, yılan balığı, deri, köle ve cariyenin yanı sıra halının da ihraç edildiğini yazmışlardır (A-T.Akarca, Milas,  Sayfa : 72)  Türklerin Milas yöresine ilk geldiklerinde dokudukları halıların renk, desen ve boyut özellikleri hakkında bir bilgiye sahip olmasak da Milas halılarının 16 yüzyılda karakteristik özelliğini kazanmaya başladığını söylemek mümkündür. Milas halıcılığı 17. yüzyıl sonlarından itibaren gelişmeye başlamıştır.

 

milas halisi18. ve 19. yüzyıllarda Milas halıları daha çok seccade boyutunda dokunuyordu. Üzerinde namaz kılındığı için “seccade” olarak adlandırılan bu halılar gerek mihrap biçimleri gerekse halıları süsleyen motifleri ile giderek yöreye özgü özellikler kazanmıştır.

 

18. yüzyılda Transilvanya kiliselerinde pek çok örneği bulunan Milas halıları, başlangıçta Gördes halıları ile benzerlikler gösterirken 19. yüzyılda Milas halılarının mihrapları daralmaya başlamış, buna karşın suları genişlemiştir. Bu dönemde desenlerde Bergama halılarının etkileri kendini göstermeye başlamıştır. Daha sonraları dokunan Milas halılarında Mucur örnekleri ile yakınlıklar göze çarpar.

 

Seccadelerin en eskileri, Gördes seccadelerine oranla daha kısa fakat daha enli olan mihraplı küçük seccadelerdir. Bunları, su ve eğme örneklerinde Gördes halılarının etkisi görülen, mihrapları kahverengiye çalan kırmızı renkte olan halılar izler. Milas seccadelerinin belirgin bir özelliği, suşeritlerinde kullanılan parlak sarı renktir. Milas halıların dokunduğu yün iplikler ise, koyun yapağısının kirmanlarla eğrilmesiyle elde edilir. Yün ipler dolaklar halinde kökboya ve doğal boyalarla renklendirilir.

 

Önceleri, ailenin ihtiyacı ve genç kızların çeyizleri için dokunan Milas halıları zamanla bir ihraç ürünü haline gelmiştir. Milas halılarının pazara yönelik yaygın üretimi ilk kez 1896 yılında olmuştur. O yıllarda bir şirket Uşak’tan bir halı ipi boyacı ustası ile Harlambo adında bir desinatör ve 45 halı tezgahı getirerek Milas halılarının seri üretimine başlamıştır. O günden sonra Milas halılarında Avrupa menşeli boyalar rağbet görmüş, zeminde sırf kırmızı kullanılması, örneklerin bitkilerden alınması ve göbekli oluşu bura seccadelerinin başlıca özellikleri olmuştur. O yıllarda Milas’tan yılda 1 500 ile 2 000 halı ihraç ediliyordu.  Milas halıcılığında asıl büyük sıçrama 1909 yılında, 2. Meşrutiyet döneminde olmuştur. Milas Kaymakamı Haydar Bey bu dönemde Milas’ta bir halı imalathanesi açmıştır. Bundan ayrı bir ikinci halı imalathanesinde ise 50 – 60 kız ve kadın halı dokuyordu. O dönemde halı ipleri Milas’ta eğriliyor, İzmir’de boyanıyordu ve halılar Milas ve köylerinde dokunuyordu. Ancak bu dönemde pazara yönelik ticari amaçlı halı dokuması yaygınlaşınca Milas halılarında da yozlaşmalar görülmüştür.

 

Cumhuriyet döneminde de Milas’ta halıcılık canlı bir sektör olmaya devam etmiştir.

Önceleri Türkiye piyasasında pek bilinmeyen Milas halıları, Milas’ta yaşayan Yahudi tüccarlar tarafından 19. yüzyılda ve özellikle de 20. yüzyılın başlarında Avrupa ülkelerine ve ABD’ne ihraç edilmiştir. Günümüzde de Milas halıları yurtiçinden daha çok yurtdışından alıcı bulmaktadır.

 

Milas halıcılığında Karacahisar ve Bozalan köyleri ile Bodrum’un Karaova yöresi köyleri öne çıkarlar. Karacahisar halıları göbeklidir ve bitki motifleriyle bezelidir. Bozalan halılarında ise göbek yerine mihrap vardır ve stilize edilmiş çiçek motifleri kullanılır. Bu yörede ayrıca mihrapsız halılar da dokunur. Karacahisar köylüleri, aynı büyüklükte olmalarına rağmen kendi dokuduklarına “seccade”, Gereme’de dokunanlara “halı” diye adlandırırlar.

 

Milas halıları; Bozalan, ada Milas, gemici suyu veya gem suyu, çıngıllı Cafer, göllü, Ladik, kabuksuz, Karacahisar göbeklisi gibi temel desen adlarıyla anılırlar. Bunlar arasında en tanınmış desen ada Milas desenidir. Prof. Bekir Deniz bu desenin 19. yüzyılda Osmanlıların Balkanlardan ve Ege adalarından çekilmek zorunda kalmaları sonucunda Ege adalarından gelerek Milas yöresine yerleşen göçmenlerce oluşturulduğunu ileri sürer.

 

Karacahisar köyünde dokunan göbekli halıların zemininde önceleri genellikle koyu kırmızı bazen de lacivert kullanılmıştır. Fakat sonraları, koyunun beyaz yapağısının boyanmadan kullanılmasıyla beyaz göbekli halılar dokunmaya başlanmıştır. Yine çoğunlukla koyunun siyah ve kahverengi, yapağısından elde edilmiş olan boyanmamış yünün hakim renk olarak görüldüğü bu halılarda az miktarda hardal sarısı, kırmızı, gri, mavi  renkler de kullanılır. Bu halılar günümüzde Karacahisar köyünün özdeşleşen bir desen olarak çeyrek halı boyutunda dokunmaktadır.

 

Milas halılarında, halıya adını veren desenlerin yanı sıra halılara işlenen yöreye özgü pek çok motif vardır. Bunlardan bazıları ala boncuk, köpek izi, tavuk ayağı, eli belinde, karanfil, bakla çiçeği, patlıcan, tütün yaprağı, gemici suyu, çıngıllı cafer, yengeç, yılan, hayat ağacı, testere, anahtar, göl, kandil gibi adlarla bilinir.

 

Bir Milas halısında desenler dıştan içe “çentik, doğru, küçük su, büyük su, mihrap, göbek ve eğme diye sıralanır.  Çentik, biri ters diğeri düz şekilde birbirine bitişik üçgen dizisinden oluşur. Çentik dizisinin her iki yanında “doğru” denilen ince ve beyaz çizgi vardır. Yaklaşık 10 cm. eninde, genellikle beyaz zemin üzerine bitki ve çiçek motiflerinden oluşan bordüre “küçük su” adı verilir. Küçük sudan sonra yine bir sıra çentik deseni vardır. Ardından oldukça geniş olan bordüre “büyük su” adı verilir. Büyük suyun üzerinde stilize edilmiş çiçek ve bitki motifleri, tavuk veya kazayağı, anahtarlı denilen desenler işlenir. Bunlardan sonra gelen mihraplar genellikle tek yönlüdür. Çift yönlü örnekleri de görülür. Mihrapların ortasını göbek kısmı oluşturur. Göbeklerde yine stilize edilmiş çiçek motifleri vardır.

 

Milas halıları genellikle üç boyutta dokunur. En yaygın olarak dokunan boyut olan seccadelerin ortalama en – boy uzunlukları 120 x 200 cm kadardır. Taban halısı denilen halıların boyutları ise seccadelerin boyutlarının bir katıdır ve yaklaşık 210 x 350 cm kadardır. Seccade ile taban halısı arasında bir de yarım taban denilen bir ara boyutta halı dokunur. Çeyrek halı olarak adlandırılan halıların boyutları ise seccadelerin yarısı kadardır ve yaklaşık 90 x 140 cm dolaylarındadır.

 

Milas halılarında en çok göze çarpan ve ana renk olarak kullanılan kırmızı ve kırmızının çeşitli tonlarıyla sarı ve sarının tonlarıdır. Hakim renk olarak görülen ve genelde göbeğin, mihrabın ve suların zeminini oluşturan bu renklerin üzerinde veya aralarında siyah, kurşuni, mavi, yeşil, kahverengi, deve tüyü, beyaz renklerde motifler dokunur. Siyah renk genellikle suların ve desenlerin konturu olarak kullanılır.

 

Milas halılarında kullanılan renklerden kırmızı kök boyalardan elde edilir. Sarı menengeç yaprağından, yeşil hayıt yaprağından, koyu yeşil hayıt yaprağı ve göktaşı karışımından, kahverengi ceviz kabuğundan, açık kahverengi ceviz kabuğunun ikinci suyundan, siyah renk ipin uzun süre bir çeşit çamur içinde bekletilmesinden elde edilir.

 

Milas halıları “Türk düğümü” olarak bilinen çift düğümlü, yüzde 100 yün halılardır. Atkı, çözgü ve ilme ipleri yündür. Milas halılarının Türk Standartları Enstitüsü tarafından belirlenen kalite standardı santimetrekarede 26 x 40 düğümdür.

 

Günümüzde Milas halıları, Milas’ın güneyindeki köyleriyle Bodrum’un doğusundaki köylerde dokunmaktadır. Bu köyler:  Milas’ın Karacahisar, Ören, Türkevleri, Çökertme, Bozalan, Kayaönü, Gürceğiz, Akçakaya, Bayır, Pinar, Dereköy, İkizköy, Kısırlar, Balcılar, Hasanlar ile Bodrum’un Karaova yöresi köylerinden Mumcular beldesi ve Etrim, Çiftlik, Çömlekçi, Mazı köyleridir. Bu köylerden Milas ilçe merkezine göç etmiş aileler arasında da halı dokuma geleneği sürdürülmektedir.

 

Kilim ve battaniye dokumacılığı

 

Milas köylerinde,  kış günlerinde kadınları alanda çalışırken yağmurdan koruyan veya çeşitli nedenlerle şehre gittiklerinde omuzlarından ayırmadıkları “ehram” veya “alaca” denilen yün battaniyeler de dokunurdu. Gereme yöresi köylerinde vişne, yeşil, siyah, sarı, mor renklere boyanmış yün iplerle ince kilim şeklinde dokunmuş olan bu battaniyelere “Gereme battaniyesi” de denilirdi. Son yıllarda bu battaniyelerin dokunması oldukça azalmıştır

 

Eskiden Milas’ta keçi kılından kıl kilimler veya çadır bezleri dokumacılığı da yaygındı. Bazı köylüler ve Milas’taki mutaflar keçi kılından çadırlar, çuvallar, yaygılar, heybeler, yağhane torbaları, gebreler, kolanlar, deve çulları, da dokurlardı. Şehirde keçeciler tarafından kepenekler, eyer keçeleri, havut ve semer keçeleri yapılırdı. Artık bunlarla uğraşan birkaç kişi kalmıştır.

 

Milas’ta eski kumaşlardan ince şeritler halinde kesilen bezlerle de yolluk şeklinde kilimler dokunurdu. Bunlar genellikle evlerde yolluk olarak veya yaz aylarında bağlara, tütün tarlalarına göçüldüğünde oralardaki alan evlerinde, çardaklarda yer yaygısı olarak kullanılırdı. “Çaput kilimi” denilen bu tür kilim dokumacılığı genelde evlerde kadınlar tarafından yapılırdı. Milas’ta bugün çaput kilimi dokuyan pek kalmamıştır.

 

Yakın zamana kadar Milas’ın bazı köylerinde hayıt, sakızlık ve kamıştan tütün ve zeytin ziraatında kullanılan muhtelif biçimlerde sepetler ve küfeler örülür, yazın bataklıklardan biçilen sazlardan hasır yapılırdı. Bu işlerle uğraşanlar da hemen hemen hiç kalmamıştır.

 

İpek böcekçiliği ve kumaş dokumacılığı            

 

Şehir ve köy evlerinde özel ve yerel gereksinmeler için ipek böceği beslenerek meydana gelen kozalardan elde edilen ipeklerle sadakor, bürümcük, göğül ve yüzüne atma veya üstüne atma denen kumaşlar dokunur. Bu çeşitli kumaşlardan işlemeli sedir ve sofra örtüleri, yorgan çarşafları, gömlekler, iç çamaşırları ve “çemperi” denen başörtüleri yapılır. Kozalardan ipek çekimi çarklarda veya kumun üzerine serpmekle olur. Dut ağaçlarına Milas’ta her yerde seyrek olarak rastlanır. Yılda ortalama olarak 150 kutu tohumdan altı, yedin bin kilo yaş koza elde edilmektedir.

 

Dağ köyleri çeşitli renkli iplikleri kullanarak kadın şalvarlarının ön veya yan kısımlarına dikilmek için “yaneş” denilen nakışlar yaparlar. Bunlar pamuk ipliğinden dokunmuş bezler üzerine işlenir.