DOLAR
31,5302
EURO
34,2469
ALTIN
2.112,22
BIST
8.953,72










MİTSO ile Bafa Gölü’nü Kurtarma ve Yaşatma Platformu işbirliğinde BAFA GÖLÜ’NÜ KURTARMA ÇALIŞTAYI YAPILDI.

MİTSO ile Bafa Gölü’nü Kurtarma ve Yaşatma Platformu işbirliğinde BAFA GÖLÜ’NÜ KURTARMA ÇALIŞTAYI YAPILDI.
08.12.2014 14:34
0
A+
A-

*MİTSO toplantı salonunda yapılan çalıştayda, Bafa Gölü’nün suyunda oksijen kalmadığı, gölde yaşanan kirliliğin balık ölümlerinin yanı sıra kuşların ve insanların yaşamını da tehdit ettiği belirtildi.

*Çalıştayda Bafa Gölü’ndeki kirlenmenin ilk olarak toprak seddeler yapılarak insan eliyle bozulan su dengesi nedeniyle başladığı ileri sürüldü.

*Gölde fiziki temizlik yapılmadan gölün suyunun temizlenmesinin mümkün olmadığı bildirildi.

*Çalıştayda yapılan sunumlar konusunda açıklamalar yapan ve konuşmacılara sorular yönelten bir DSİ yetkilisi Bafa Gölü’nde 1970’lere dönmenin bir hayal olduğunu ileri sürdü.

 

Olcay Akdeniz

 

Milas Ticaret ve Sanayi Odası (MİTSO) ile Bafa Gölü’nü Kurtarma ve Yaşatma Platformu’nun işbirliğinde “Bafa Gölü’nün Ekolojik Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı” Milas’ta, MİTSO toplantı salonunda yapıldı. Çalıştayda, Bafa Gölü’ndeki en büyük kirlilik kaynağının Büyükmenderes Nehrinden gelen kirlenmiş su olduğu vurgulandı.

Çalıştayda yapılan sunumlarda göle ilk müdahalenin 1985 yılında DSİ tarafından yapılan toprak seddelerle göle su girişinin önlenmesiyle yapıldığı ve bundan sonra göldeki su dengesinin bozulduğu ileri sürüldü. Gölün temizlenebilmesi için mutlaka fiziki dip temizliği yapılması gerektiği ve ayrıca gölde olması gerekenin 140 katı azot bulunduğu ve bu nedenle göl çanağında gübreli tarım yapılmaması gerektiği anlatıldı.

Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde yapılan Bafa Gölü’nün Ekolojik Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın ilk oturumuna CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ve Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan İzmir Ege, Muğla Sıtkı Koçman, Aydın Adnan Menderes ve Isparta Süleyman Demirel Üniversitelerinden temsilciler ve çevreciler katıldılar. Öğleden sonraki ikinci oturuma ise CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir de geldi.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Bafa Gölü’nü Kurtarma ve Yaşatma Platformu Sözcüsü Zühra Dönmez, gölün bir an önce kurtarılması için herkesin elinden gelen çabayı göstermesi gerektiğini anlattı. Zühra Dönmez ” Bafa, Ege Bölgesi’nin en büyük gölüdür. Yıllardan beri ne zaman koku yapsa, göl kirlendi diye ayaklanıyoruz. Bafa’nın kirliliği hep kokular yükseldiğinde fark edildi. Biz Bafa’yı göl olarak değil, deniz olarak gördük. Deniz olarak nimetlerinden faydalandık. Çevre illerden gelen sanayi atıklarının Büyükmenderes aracılığı ile göle aktarılmasıyla gölümüzün kirlendiği belirtiliyor” diye konuştu.

MİTSO Yönetim Kurulu Başkanı Reşit Özer konuşmasında bugüne dek tüm kurum ve kuruluşların Bafa Gölü’nü koruma ve kurtarma konusunda çalışmalar yaptıklarına değinerek “Ancak görülüyor ki, bu çalışmalardan verimli bir sonuç alınamamıştır. İyi niyetle yapılan çalışmalar ne yazık ki Bafa Gölü’nü kurtarmak bir yana gölün ölümünü önleyememektedir. Biz bu nedenle istedik ki, ilgili kurum ve kuruluşlar çalıştayımızda bir araya gelsinler. Herkes çözüm önerilerini ortaya koysun ve herkes burada yaptıklarının bir sağlamasını yapsın” diye konuştu.

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat da konuşmasında Bafa Gölü’nün bir kısmının Milas, bir kısmının Söke ilçelerinin sınırları içinde kaldığını belirterek “Biz Milas Belediyesi olarak Bafa Gölü’nün kurtarılması için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” dedi.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise yaptığı konuşmada Bafa Gölü’ndeki kirlilik konusunu TBMM Genel Kurulu’nda dile getirdiğini belirterek ilgili bakanlıkların Bafa Gölü’ne yeterli ilgi göstermediğini söyledi.

CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar da konuşmasında AKP iktidarının çevre konusunda rantçı bir anlayış içinde olduğunu belirterek çalıştayda alınacak kararların TBMM’de takipçisi olacaklarını ancak bununla birlikte Meclis’ten bir sonuç çıkacağına inanmadığını belirten Tolga Çandar, gerektiğinde insanların Bafa Gölü’nü ve ranta kurban edilmek istenen tüm çevre değerlerini yasalar çerçevesinde korumak için sokağa çıkacağını söyledi.

Daha sonra Akdeniz Yeşilleri Derneği Muğla Temsilcisi Mustafa Tuncaelli‘nin yönetiminde başlayan çalıştayın ilk sunumunu yapan Kuşadası EKODOSD Derneği Başkanı Bahattin Sürücü, Bafa Gölü’ndeki doğal yaşam ve Bafa Gölü’nün kültürel zenginliklerini anlattı. Bahattin Sürücü, göl çevresinde yapılan araştırmalarda 8 bin yıl öncesine ait kaya resimlerinin bulunduğunu, ayrıca yapılan arkeolojik araştırmalarda taştan yapılmış bir kaplan kapanı bulunduğunu belirterek “Bu kaplan kapanı, bir zamanlar Latmos / Beşparmak Dağlarında Anadolu kaplanı avlandığını ve bu kaplanların Roma’daki arenalara gönderildiğini göstermektedir” dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 4. Bölge Aydın Şubesi’nden Orman Mühendisi A. Egemen İşçan konuşmasında göldeki kirlenmenin Büyükmenderes Nehrinden kaynaklandığını ileri sürerek “Bafa Gölü’nde bütün kirlenmenin temel nedeni Büyükmenderes Nehri. Büyükmenderes yüzyıllar önce bize Bafa Gölü’nü armağan etti. Fakat şimdi aynı Büyükmenderes Nehri, Bafa Gölü’nü geri alıyor” dedi. Bafa Gölü ve çevresinde 12 281 hektarlık bir alanın Tabiat Parkı ilan edilmiş olduğunu da ifade eden A. Egemen İşçan, “Biz bu alana ek olarak 12 000 hektarlık bir alanın daha Tabiat Parkı olarak ilan edilmesini istiyoruz ve bunun için öneride bulunduk” dedi. Bafa Gölü’ndeki kaçak avcılığa da dikkat çeken A. Egemen İşçan 2013 yılında yapılan sayımlarda Bafa Gölü’nde 27 farklı kuş türünden 78 101 kuş sayıldığını, 2014 yılındaki sayımda ise kuş türü sayısının 21’e, kuş sayısının da 50601’e indiğini söyledi. İşçan konuşmasında Beşparmak dağlarındaki feldspat ocaklarının gölün peyzajını bozduğunu da sözlerine ekledi.

Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Erol Kesici ise “Dünden Bugüne Bafa Gölü” başlıklı sunumuna Bafa Gölü’nün eski durumunu anlatarak başladı ve “Bafa’nın o günlerini görüp de bugünlerine razı olmak, bir insan olarak buna isyan etmemek ve bunu haykırmamak mümkün değil” dedi. Önceleri Bafa Gölü’nün kendi kendini temizleyen bir sisteme sahip olduğunu anlatan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici bu sistemin parayı öne çıkaran, paraya değer veren bir anlayışla insanlar tarafından bozulduğunu bildirdi. Yard. Doç. Dr. Erol Kesici “Bafa Gölü’nde kirlenme ve yosunlanma nedeniyle kısa sürede balıklar, kuşlar bir yana, kıyıda çakıl bile kalmayacak. Çakıllar kaç bin yılda oluşuyor. Fakat kısa bir süre sonra Bafa’da çakıllar bile çok olacak. Bu durumun en büyük nedeni suyla oynamaktır. Göl çanağında açılan kuyular, kaçak kazılmış olan kuyular, göletler, barajlardır. Biz baraja da, gölete de karşı değiliz. Ancak bunların kabul edilebilir bir sayıda olması gerekiyor” dedi. Bafa Gölü’ndeki kirliliği yaratıcı etkenlerin başında DSİ tarafından kurulan regülatörün olduğunu ifade eden Erol Kesici, “Bu regülatör fayda yerine zarar veriyor. Regülatör, göldeki suyun hareketini engelliyor. Atalarımız, akarsu kir tutmaz, derlerdi. Şimdi Bafa Gölü’nde su hareket etmiyor. Çünkü daha önce Bafa Gölü’ne girip çıkan ve bir hareket sağlayan su, şimdi göle hapsolmuş durumdadır.  Bafa’da sadece şişme savaklar değil toprak savaklar da göldeki hareketliliği önlüyor” diye konuştu. Erol Kesici, Büyükmenderes’in taşıdığı kirliliğe de dikkat çekerek “Dinar’ın Bölücan’ında tertemiz çıkan Büyükmenderes’in suyu geçtiği Uşak’tan, Denizli’den aşırı derecede kirlenmekte ve göle kirlilik taşımaktadır” dedi.  Erol Kesici “Doğayı akademisyenler yönetmiyorlar. Doğanın kirlenmesine neden olanlar için ise para her şey demek. Bafa’yı bu hale getirenler, gözleri paradan başka bir şey görmeyenler. Parayı sevenler Bafa’yı bu hale getirdiler. Felaket tellalı değilim ama Bafa ölüyor. Bizler doğayı, çocuklarımızı çok seviyoruz. Ancak parayı o kadar çok sevmiyoruz” diye konuştu. Bafa Gölü’nü Büyükmenderes’ten su vermenin sorunu çözmeyeceğini de ileri süren Erol Kesici “Bafa Gölü’nü Büyükmenderes’ten su vererek gölü daha çok kirletiyorsunuz. Göle su vermek insana serum vermek gibi bir şeydir. Serum, insanı tedavi etmez” dedi. Gölün balıklanmasını sağlamak için göle atılan İsrail sazanı ve gümüş balığının etçil balıklar olduğunu anlatan Erol Kesici “Bu balıklar, göldeki yeril balıkları yiyerek bitirmişlerdir. Artık Bafa’ya eski balıkların geri gelmesi mümkün değildir. Bafa bir kümesti. Bu kümesin içine tilki soktunuz. Gölde balık varsa hayat vardır, demek yanlıştır” diyerek gölde yapılan balıklandırmaya eleştiride bulundu. Erol Kesici daha sonra göldeki kirliliğin, buradaki inekler, sinekler, avlanan kuşlar ve balıklar aracılığıyla insanlara da geçtiğini ve insanlar için çok büyük tehlike oluşturduğunu ifade ederek gölün mutlaka ve öncelikle fiziki arıtmaya tabi tutulması gerektiğini söyledi. Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, sunumuna karşı yöneltilen eleştirileri de yanıtlayarak “Bu bir bilgi şöleni. Eleştirenler de çıksınlar kendi görüşlerini anlatsınlar. Kimsenin kimseye kızmaya hakkı yok. Eğer bizim anlattıklarımız yanlış ise çıkarlar bunları tekzip ederler. Olmadı mahkemeye verirler” dedi.

Bafa Gölü’nü Ekolojik Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın öğleden sonraki ikinci oturumu Yard. Doç. Dr. Erol Kesici yönetti. Bu oturumda ilk sunumu yapan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölümü’nden Doç. Dr. Hüseyin Şaşı Bafa Gölü’nün balık faunasını anlattı ve kirlilik nedeniyle birçok balık türünün yok olma tehlikesi altında bulunduğunu söyledi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölümü’nden Yard. Doç. Dr. Murat Yabanlı “Bafa Gölü’ndeki kirliliğin balıklar üzerine etkileri” konulu sunumunda 1957 yılında gölde binde 6 oranındaki tuzluluk oranının binde 18’e kadar yükseldiğini ve ayrıca gölde tehlikeli miktarda koliform bakterisi saptandığını anlattı.

Yine aynı üniversiteden Araştırma Görevlisi Aykut Yozukman ise kirlilikten kaynaklanan fitoplanktonların suyun yüzeyini kaplayarak güneş ışınlarının suyun derinliklerine inmesini engellediğini ve ölen planktonların bakteriler tarafından parçalandığını ve bu nedenle kötü koku oluştuğunu bildirdi.

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Tabiat Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden Dr. Ortaç Onmuş ise sunumunda Bafa Gölü’nü ilk müdahalenin 1985 yılında olduğunu ve yapılan sedde ile suyun dengesinin bozulduğunu söyledi.  Bir Bakanın Bafa Gölü’ne su vererek gölü kurtardıklarını söylediğini hatırlatan Dr. Ortaç Onmuş “Bir bakanın, tek başına Bafa’ya su vererek gölü kurtarması mümkün değildir. Burada tüm bilim adamlarının, ilgili tüm bakanlıkların, belediyelerin, herkesin el ele vermesiyle Bafa Gölü kurtarılabilir” diye konuştu.

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Yard. Doç. Dr. İnci Tüney ve Kutsal Kesici birlikte hazırladıkları sunumlarında Bafa Gölü’nde oksijen kalmadığını  ve göle erken uyarı sistemi kurulması gerektiğini anlattılar. Kutsal Kesici, tarafında yapılan  sunumda Bafa Gölü’de yaptıkları araştırmalarda olması gerekenin 140 katı  azot bulunduğunu ve gölde mutlaka mekanik temizlik yapılması gerektiğini anlattı. Kutsal Kesici, gölde dip temizliği ve biyolojik temizlik yapılmadan göle temiz su verilmesinin sorunu çözmeyeceğini anlattı. Kutsal Kesici, Bafa Gölü için yeni bir proje hazırladıklarını ve 2 yıl boyunca Bafa’da çeşitli araştırmalar yapacaklarını sözlerine ekledi.

Yard. Doç. Dr. İnci Tüney ise yöneltilen sorular üzerine yaptığı açıklamada Bafa’ya mutlaka bir erken uyarı sistemi kurulması gerektiğini ve yapılacak ölçümlerle gölün su kalitesinin sürekli gözlenmesi gerektiğini söyledi.

Daha sonra Gazeteci Olcay Akdeniz’in yönetiminde yapılan forum bölümünde söz alan DSİ yetkilileri, köylülerden gelen dilekçeler üzerine tarlalara su basmaması için toprak seddeler yapıldığını anlattılar ve yaptıkları şişme savaklarla göle Büyükmenderes Nehri’nden su akıtılması uygulamasını savundular. Göl kıyısındaki balık üretim tesisleri adına çalıştaya katılanlar da göldeki tuzluluk oranının artışının 1987 yılına kadar en üst seviyeye ulaştığını belirterek balık üretim tesislerinin daha sonraki tarihlerde yapıldığını ve u nedenle gölün tuzluluk oranının artışında kendi katkılarının olmadığını savundular.

Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlüğünden Mesut Nuri Körükçü ise yapılan sunumlarda ileri sürülen görüşleri yanıtlamak için söz aldı ve Bafa Gölü’ndeki tuzluluğun seddelerin yapılmasından sonra yükseldiğini 1997’de tuzluluk oranının binde 12 – 13’lere yükseldiğini söyledi.

Aydın DSİ 21. Bölge Müdürlüğünden Adnan Eken de DSİ’ye yöneltilen eleştirileri yanıtlamak için yaptığı konuşmada Bafa Gölü’nü su girişini engelleyen toprak seddelerin, yöredeki çiftçilerin tarlalarına su basmasının önlenmesi amacıyla verdikleri pek çok dilekçe nedeniyle yapıldığını anlattı. Olağan yağışlı dönemlerde Bafa Gölü çanağına 3 milyon metreküp su girdiğini ancak yağışların azalmasıyla birlikte göle doğal su girişinin azaldığını anlatan Adnan Eken “Bu nedenle geçen yıl Bafa çanağına yağan yağmurlardan göle giren su miktarı 1.6 milyon metreküp olmuştur” dedi. Adnan Eken, Çine Barajı’nın elektrik, sulama ve taşkınlardan koruma amaçlı yapıldığını ileri sürerek bu nedenle barajdan Bafa Gölü’ne su verilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü.

Aydın DSİ 21. Şube Müdürlüğünden Salih Kızıltepe de kurumuna yöneltilen eleştirileri yanıtlamak üzere söz aldı ve “Bafa Gölü 1989 – 90’larda yok olmuş durumda. DSİ bu nedenle çalışma başlattı ve şişme savak kuruldu. Göl kıyısındaki topraklar su çekilince, tarım yapılsın diye 1954 yılında köylüye dağıtılmış. Bugün için Bafa Gölü’nde 1970’lere dönmek hayaldir” dedi.

TEMA Vakfını adına çalıştaya katılan Ali Kortaş yıllardın uygulanmakta olan yanlış politikalar sonucunda sulak alanların kurutulduğunu ve doğaya zarar verildiğini anlattı.

Söke’den calıştaya gelen bir köy muhtarı ise göl çevresindeki maden ocaklarının gölü kirletmekte olduğunu ileri sürdü.

Çalıştayda son konuşmayı yapan CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ise sulak alanların korunabilmesi için mutlaka su yasasının çıkarılması gerektiğini söyledi ve Bafa Gölü için bir eylem planı hazırlanmasını önerdi.

IMG_4337 IMG_4339 IMG_4346 IMG_4365 IMG_4325 IMG_4326 IMG_4328 IMG_4330