DOLAR
32,5696
EURO
34,9113
ALTIN
2.423,36
BIST
9.722,09










MİLAS 4. ZEYTİN HASAT ŞENLİĞİ CANAN KARATAY’IN DA KATILIMIYLA YAPILDI CANAN KARATAY : ZEYTİNYAĞI ALTIN SUYUDUR.

MİLAS 4. ZEYTİN HASAT ŞENLİĞİ CANAN KARATAY’IN DA KATILIMIYLA YAPILDI  CANAN KARATAY : ZEYTİNYAĞI ALTIN SUYUDUR.
29.11.2017 12:43
0
A+
A-

Milas 4. Zeytin Hasat Şenliği ünlü İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’ın da katılımıyla yapıldı. 25 – 26 Kasım Cumartesi günü başlayan ve Pazar günü akşam saatlarına dek süren 4. Hasat Şenliği’nde mahalleler arası zeytinyağlı yemek yarışması çok büyük ilgi gördü. Sembolik zeytin hasadı ve zeytin sıkımının yapıldığı şenlikte zeytinyağı tadım eğitimi de düzenlendi.

Milas elbirliği ile 4. Zeytin Hasat Şenliğini de başarıyla gerçekleştirdi. Milas Kaymakamlığı, Milas Belediyesi, Milas Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odası ve diğer meslek odaları ile bazı kurum ve kuruluşların desteği ve katkısıyla düzenlenen şenliğe, ünlü İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’ın da katılması büyük yankı getirdi.

Cumartesi günü saat 10.00’da Atapark’tan başlayan şenlik yürüyüşü ile açılışı yapılan Milas 4. Zeytin Hasat Şenliği’ne Prof. Dr. Canan Karatay’ın yan ısıra MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Muğla Valisi Esengül Civelek, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkan V. Hacı Koç, Doç. Dr. Renan Tunalıoğlu, Hürriyet Gazetesinden Yalçın Bayer, Yonca Tokbaş, Adnan Kaya ve Muammer Elveren ile kalabalık bir halk topluluğu katıldı. Dibekdere davul zurna ekibinin yanısıra şenlik yürüyüşüne renk katan ve ardından açılış için sahnede bir konser veren Akbank Bandosu ise sahnede seslendirdiği “İzmir Marşı”, “Gençlik Marşı” ve “10. yıl Marşı” ile büyük alkış topladı. Açılışta ayrıca Merkez İlkokulu öğrencileri ve MİFAD Halk Oyunları ekibinin gösterileri de beğeni ile izlenip büyük alkış topladı.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan şenliğin açılış konuşmasında tarım ve turizmin entegrasyonunun kalkınmada çok önemli olduğunu belirterek “Bundan sonra yöremizin ürettiği zeytin, zeytinyağı, bal, badem ve bütün tarım ürünleri artık kendi markalarımızda bütün Türkiye pazarında yerini alacaktır. Bugüne kadar markalaşmayı başaramadığımız için arkasında her ürünümüzün duracak bir kimsesi olmadığı için bu manada istediğimiz noktaya gelemedik. Tabi ki bundan sonra da yapılması gereken çalışmalar var. Bu çalışmaların başında, bu yöresel markaların desteklenmesi, korunması ve bunların taklitlerinden, sahtekârlıklarından korunması gerekir” diye konuştu.

Muğla Valisi Esengül Civelek açılış töreninde yaptığı konuşmada şenliğin düzenlenmesine emeği geçenlere teşekkür ederek şenliğin hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Vali Esengül Civelek Milas zeytinyağına coğrafi işaret alınmasının önemine işaret ederek “Coğrafi işaretleme Milas zeytinyağının Milas’a özgü bir ürün olduğunu ve kalitesini garantilemiştir. Bundan sonra Milas zeytinyağımız piyasada hak ettiği, layık olduğu yere gelecektir. Biz de bunun haklı gururunu yaşayacağız. Milas Zeytin Hasat Şenliğimiz, zeytinciliğimizin geliştirilmesine, zeytin ve zeytinyağımızın tanıtılmasına, markalaşmasına katkı sağlayacağına olan inancım tamdır” diye konuştu.

Milas Kaymakamı Eren Arslan ise yaptığı açılış konuşmasında Milas’ın tarihi ve doğal güzelliklerine dikkat çekerek Milas zeytinciliğinde coğrafi işaret ve tecil işlemleriyle fark yaratıldığını belirtti. Kaymakam Arslan konuşmasının devamında “Bu bereketli topraklarımızda yetişen ürünlerin içerisinde zeytinin önemli bir yeri vardır. Zeytin en kutsal uygarlıklar, efsanelerde, dinlerde; refah, bilgelik, barış, bolluk, saflık gibi değerlerin sembolüdür. Bütün ağaçların ilki denilen zeytin, ilçemizdeki tarımsal alanlar içerisinde yüzde 66’lık payıyla büyük önem teşkil etmektedir. Geçtiğimiz yıl aldığımız coğrafi işaret belgesiyle de zeytinimizin kalite üstünlüğünü ispatlamış olduk. Memecik zeytinimizden elde ettiğimiz ürünümüz erken hasat, soğuk sıkım ile şifa kaynağı haline dönüşmektedir.” dedi.

Milas 4. Zeytin Hasat Şenliği için Milas’a gelen Prof. Dr. Canan Karatay ise konuşmasında zeytinyağının değeri bakımından “altın suyu” olduğunu belirterek herkese bol bol zeytin ve zeytinyağı yememelerini tavsiye etti. Prof. Dr. Karatay “Dünyanın en sağlıklı meyvesi zeytindir. En sağlıklı meyve suyu ise zeytinyağıdır. Zeytinyağı altın suyudur. Altından bile daha kıymetlidir. İnsanlar altın için birbirlerini öldürürler, fakat zeytin demek barış demektir. Zeytin, barışı simgeler. Mutlaka zeytinyağı yemelisiniz. Çünkü zeytinyağı demek sağlık demektir. Sağlıklı beslenin ki, sağlıklı ve uzun bir ömür yaşayasınız. Günde en az 30 zeytin tanesi yemeniz gerekiyor. Başta meme kanseri olmak üzere tüm kanser çeşitlerini önleyen bir doğal antibiyotikten söz ediyoruz. Zeytinyağı yiyiniz, kolesterol korkunuz olmasın. Zeytinyağı vücuttaki şeker oranını düzenler. Gün boyu dinç kalmanızı sağlar” dedi. Karatay konuşmasında zeytinliklere gübre verilmemesini, gübre yerine ağaçların altına kaya tuzu serpilmesini tavsiye etti. Prof. Dr. Karatay, sağlıklı yaşam için her yaştan insanın bol bol zeytinyağı içmesini önerirken yabancı margarin üreticilerinin zeytinyağı tüketimini engellemek için “Zeytinyağlı yiyemem amam, basma da fistan giyemem aman” diye türkü yaptırdıklarını anlatarak “Onlar kendi yağlarını satmak için böyle yaptılar. Bu türkünün aslı, bir Yunan türküsüdür. Sevgililerin kavuşamadığını anlatan bir aşk türküsüdür. Bizim bu türküyü değiştirmemiz gerekiyor; ‘Zeytinyağı yerim de aman / Basma da fistan giyerim aman / Çocuğuma şeker verene / Ben akıllı diyemem aman’ dememiz gerekiyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Canan Karatay, konuşmasının devamında trans yağların doğal olmayan yağlar olduğunu anlatarak “Bunlar insan eliyle üretilmiş yağlardır. Trans yağlar kızartmalarda bozulan yağladır. Trans yağların biyolojik işlevleri sıfırdır. Trans yağlar hücrelerin fonksiyonlarını engeller. Dokuları sertleştirir. Dokuların esnekliğini, yumuşaklığını kaybettirir. Dünyada trans yağların kullanımı arttığı için hastalıklar arttı. Zeytinyağı ise doğal bir yağdır. Azlında zeytinyağına yağ demek de doğru değildir; zeytin meyvesinin suyudur. Yani bir meyve suyudur. Rafine edilmiş zeytinyağları hidrojen eklenmiş yağlardır. Riviera zeytinyağlarının hiçbir faydası yoktur; haberiniz olsun” dedi.

Prof. Dr. Canan Karatay daha sonra virjin zeytinyağının omega-9 bakımından da çok zengin olduğunu belirterek “Omega-9 ana sütünde bulunur. Zeytinyağı da omega-9 bakımından çok zengindir. Bu nedenle zeytinyağı bütün hastalıkları önler. Bunun lamı, cimi yok” diye konuştu. Virjin zeytinyağında yüzde 88 oranında doğal E vitamini olduğunu da anlatan Karatay, “Virjin zeytinyağı e vitamini bakımından da zengin olduğu için alzaymırı da önler. Teskin edici, rahatlatıcı özelliği vardır. Karaciğeri korur. Tiroid bezinden kaynaklanan sorunları giderir. Biz bu yüzden yaşlılara, bakım evlerindekilere günde bir fincan virjin zeytinyağı verilmesini öneriyoruz” dedi.

Daha sonra Milas 4. Zeytin Hasat Şenliği’ne destek veren, katkıda bulunan kurum ve kuruluşların temsilcilerine teşekkür belgelerinin dağıtılmasının ardından şenlik alanındaki konuklara keşkek pilav ve zeytinyağlı yöresel otlardan hazırlanmış yemekler ikram edildi.

Prof. Dr. Canan Karatay’ın Milas Belediyesinin düğün salonundaki konferansında salon tıklım tıklım doldu. Prof. Karatay buradaki konuşmasında da zeytinin ve zeytinyağının sağlık üzerindeki olumlu etkilerini anlattı. Karatay şöyle konuştu:

“Diyabet demek şeker hastalığı demektir. Yani insülin direnci hastalığıdır. İnsülin direnci olan bir kişi ‘ben şeker hastası değilim’ diyemez. Eğer göbeğiniz yağlıysa, bel çevreniz genişse bilin ki şeker hastalığınız başlamıştır ama bunu önlemek sizin elinizdedir. Çünkü şeker hastalığı irsi değildir, şeker hastalığı çevresel faktörlere ve yanlış beslenmeye bağlıdır. Önlemek için virjin zeytinyağı ve zeytinden bol bol yiyeceksiniz, bu şeker hastalığını da önler, kanseri de önler. Zeytinyağı ‘virjin’ olarak içildiğinde kanser hücrelerini öldürüyor. Virjin demek ‘soğuk sıkım’ demek, içine katkı konmamış, fabrikadan çıkmamış, trans yağ eklenmemiş, doğal, soğuk sıkım, sızma zeytinyağı demektir. Riveyera zeytinyağı da işlem gördüğü için zararlıdır. Zeytinyağının işlenmemiş olması gerekir. Yemeklerinizi kızartmayın. Kuvvetli ateşte pişirmeyin. Gerekirse güveçlerin içinde pişirin.

M.Ö. 5. yüzyılda tıbbın babası Hipokrat, saf zeytinyağı kullanarak birçok hastalığı tedavi etmiştir. Zeytinyağı kullanarak ülseri ve kolerayı tedavi etmiştir. Koleranın ne kadar bulaşıcı bir hastalık olduğunu bilirsiniz. Hipokrat, zeytinyağı ile kolerayı bile tedavi etmiştir.

Zeytinyağı kanı sulandırır. Aspirinden bile iyi sulandırır. Kan hücrelerinin akışkanlığını sağlar. Böylece damar tıkanıklıklarını önler. Virjin, doğal zeytinyağı içtiğinizde kalp krizi riski yarı yarıya düşer. Zeytinyağı bölgesindeyiz, bol bol zeytinyağı için. Zeytinyağı kanser hücrelerinin öldürür. Bu 2015 yılındaki bir araştırmada ortaya çıktı. Virjin zeytinyağı kanser hücrelerini öldürüyor.

Virjin zeytinyağı meme kanseri riskini de yüzde 28 oranında azaltır. Aynı şekilde meme kanserinin tekrarlanmasını da önler. Zeytin, en sağlıklı meyvedir. Orta boy bir zeytinde 5 kalori vardır. İnsanı tok tutar. Şişmanlamayı önler. Her gün 30 – 40 tane zeytin yiyin.

Zeytinyağı en güçlü antibiyotiktir; bakterileri ve parazitleri öldürür. En kıymetli antibiyotiktir. Zeytin çayı özellikle yaşlılar için çok faydalıdır. Hipokrat, zeytin yaprağı özüyle kolerayı ve mide ülserini iyileştirmiştir. Diş ağrılarını, doğum sancılarını iyileştirir.

Zeytin ağaçlarını korumak zorundayız. M. Ö. 5. yüzyılda Aristo, zeytin ağacı kesenin başının kesilmesini istemiştir.

Herkesin günde bir fincan zeytinyağı içmesi gerekir. Zeytinyağı aşılardan bile güçlüdür. Felç olmamızın nedeni, vücutta yeterli yağ olmamasındandır.

Zeytin sağlıktır, zeytin altındır, zeytinyağı da altın suyudur. Zeytinyağı bulamayanlar şeker hastalığı için köy tereyağı bulabilirler, bol bol yumurta, yağlı peynir yiyebilirler çünkü insan vücudu, bütün hücrelerimiz yüzde 20 proteinden yüzde 19,9 da yağdan oluşuyor. Bunlar bozulmamış şekilde insan vücuduna girecek ki hücrelerimiz kendini toparlasın. Ekmekten uzak duracağız. Ekmek ve unlar ülkemizde çok tehlikelidir. Ekmeği kabarık göstermek için una kanserojen madde olan bromür katılıyor. Kusura bakmasınlar; çünkü fabrikalardan gelen her türlü çavdar, kepek, tam buğday vs’nin içinde yüzde 10 bromür katkısı var. Bromür kanserojendir, bromür bütün hastalıkları başlatır. İngiltere’de 1990 yılından itibaren bromür katkı maddesi yasaklanmıştır. Kanserojen olduğu bilinir ve bütün onkoloji enstitüleri de bromürün B2 kanserojen olduğunu kanıtlamıştır. Biliyorsunuz bromür una katılıyor ve ekmeği kabarık gösteriyor ama vücuda girince ağır metaldir, zehirdir ve hastalıkların sebebidir”

Prof. Dr. Canan Karatay’ın konferansının ardından Menteş köyünde Erdoğan Siler’in zeytinliğinden zeytin hasadı yapıldı. Muğla Valisi Esengül Civelek de zeytin hasat makinesiyle zeytin silkti. Toplanan zeytinler Balçık mevkiindeki Uğur Özen’in zeytinyağı fabrikasında sıkılarak zeytinyağı elde edildi. Elde edilen zeytinyağı konuklara ikram edilerek tattırıldı. Burada konuklara zeytinyağı ile hazırlanmış börekler, çaykama ile vekilharç ikram edildi. Daha sonra fabrikanın bahçesine hep birlikte zeytin fidanları dikildi.

Prof. Dr. Canan Karatay, burada Milas Kaymakamı Eren Arslan’a hitap ederek “Bu genç kaymakama sesleniyorum; çiftçi milletine mazot dağıtılsın. Çiftçi desteklensin” dedi.

Milas 4. Zeytin Hasat Şenliği’nin ilk günü, Atapark’ta Ada Grubu’nun konseri ile sona erdi.

Şenliğin ikinci günü, kalabalık bir halk topluluğunun katılımıyla sağlıklı yaşam yürüyüşü ile başladı. Belediye meydanından Atapark’a kadar yapılan yürüyüşe katılanlara birer madalya ve birer tişört armağan edildi.

İkinci günün önemli etkinliklerinden birisi olan “Coğrafi İşaretler” konulu panele A.Menderes Üniversitsi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Tarım Politikası ve Yayım Anabilim Dalında öğretim üyesi Doç. Dr. Renan Tunalıoğlu ile Kars’tan kaşar peyniri üreticisi İlhan Koçulu ve gazeteci Yonca Tokbaş katıldılar. Yrd. Doç. Dr. Figen Çukur’un yönetiminde süren panelde konuşan Doç. Dr. Renan Tunalıoğlu coğrafi sınırları belirlenmiş bir alanda, bu alana ait doğal ve beşeri unsurlardan kaynaklanan bir ürünün üretilmesi veya ürünün işlenmesi halinde ortaya çıkan bir ürünün “coğrafi işaret” olarak tescillenerek korumaya alındığını söyledi. Doç. Dr. Renan Tunalıoğlu, coğrafi işaretlerin marka değil kolektif bir hak olduğunu da belirterek “Bugün Türkiye’de 2 bin 500 kadar coğrafi işaret almaya uygun ürün olmasına rağmen sadece 211 adet tescilli ürün bulunmaktadır. 296 ürün için de Türk Patent Enstitüsü’ne tescil başvurusu yapılmıştır” dedi. Doç. Dr. Renan Tunalıoğlu sunumunda AB’nin de kendi sınırları içinde geçerli coğrafi işaret uygulaması olduğunu da vurgulayarak “Türkiye’den sadece üç ürün AB’den coğrafi işaret alabilmiştir; bunlar Malatya kayısısı, Antep baklavası ve Aydın inciridir. Oysa AB’de, sadece zeytinyağındaki coğrafi işaretlere baktığımızda, zeytinyağı üreticisi ülkelerden İspanya’nın 29 menşe, İtalya’nın 40 menşe ve 2 mahreç, Yunanistan’ın 18 menşe, Fransa’nın 7 menşe ve Portekiz’in de 6 menşe özellikli coğrafi işareti bulunmaktadır. Coğrafi işaret, önemli bir pazarlama aracıdır” diye konuştu.

Karslı kaşar peyniri üreticisi İlhan Koçu, Kars kaşar peynirine coğrafi işaret alınması ve sonrasındaki süreçte yaşanan deneyimlerini aktardı. Koçulu, üreticinin bilinçlenmesinin önemine vurgulayarak “Biz Kars kaşar peynirinin tadından önce kokusuna bakılması gerektiğini iki yılda zor öğrettik. Yani Kars peynirinin kalitesini anlamak için ağıza almadan önce buruna götürüp koklanması gerektiğini anlatana kadar iki yıl geçti” diye konuşu. Konuşmasında zeytinyağının değerine de değinen İlhan Koçulu “Anam zeytinyağı dermandır, derdi. Anama sorardım; ana derman nedir? diye. Anam da derdi ki; ilaç başının ağrısının geçirir. Derman seni tedavi eder. Yani, zeytinyağı dermandır” dedi. İlhan Koçulu, konuşmasının devamında küçük üreticilerin yok olmakta olduğunu, küçük üreticinin topraklarını terk etmeye başladığını belirterek “Terk edilen toprak çoraklaşır. Toprağı korumamız gerekir. Küçük üreticiyi desteklemek gerekir. İtalya’da yılda sadece 500 kg. peynir üreten bir üreticinin de peyniri coğrafi işaretli olduğu için satın alınıyor ve yok satıyor” dedi. Peynir üzerine incelemelerde bulunmak üzere çeşitli ülkelere ziyaretler yaptıkları da anlatan İlhan Koçulu, Avrupa ülkelerinin tanıtıma çok büyük önem verdiğini belirterek İtalya’nın bir bölgesinin kendi peynirlerini tanıtabilmek için 5 milyar dolarlık bütçesi var” dedi. Kaliteli üretim için üretimin ilk basamağındaki üreticinin bilinçlenmesi gerektiğini belirten İlhan Koçulu “Eğer üretici peynir fabrikasına kötü süt getirirse fabrikacı hiçbir şey yapamaz. Önce üreticinin bilinçlenmesi gerekir” diye sözlerini tamamladı.

Gazeteci Yonca Topbaş da konuşmasında zeytin ağacını çok sevdiğini belirterek ölünce mezarının başına bir zeytin ağacı dikilmesini vasiyet ettiğini anlattı. Yonca Topbaş, boynunda taşıdığı küçük bir kolyeyi de göstererek “Bunun içinde bir arının kısacık yaşamı boyunca yüzlerce kilometre dolaşıp, binlerce çiçekten toplayarak biriktirebildiği yarım çay kaşığı kadar bal var. Arılar çok önemli. Arılar olmazsa hiçbir ürün olmaz. Onlar, bitkilerin tozlaşmasına yardımcı oluyorlar. Kim bilir belki zeytin üreticilerinin arasında zeytinliklerine arı kovanı koydurmak istemeyenler ve bu yüzden arıcılarla kavgalar edenler bile vardır. Oysa o arılar zeytin ağaçlarının çiçeklerinin de tozlaşmasına neden oluyorlar. O arılar sayesinde zeytinler oluyor. Bir zeytinlikte arı kovanları varsa orada mutlaka daha bol zeytin olur. Arıcılara izin verin. Belki de sadece zeytin çiçeğinden toplanmış bal üretmek bile mümkün olur. Bir ABD’li uzman ile konuştum; o dünyada en sağlık arıların Anadolu’da olduğunu söyledi. İstatistiklerde bal üretiminde Çin’in birinci, Türkiye’nin ikinci olduğu görülüyor. Ben Çin’deki üretime güvenemiyorum. Bence bal üretiminde Türkiye birincidir. Arıların kıymetini bilelim.” diye konuştu.

Milas 4. Zeytin Hasat Şenliği’nin ilk günü, Atapark’taki Ada Müzik grubunun konseri ile sona erdi.

Şenliğin ikinci günü sabah saatlerinde kalabalık bir katılımla yapılan “sağlıklı yaşam” yürüyüşü ile başladı. Yürüyüşe katılanlara birer madalya ve tişört armağan edildi. Daha sonra Hürriyet Gazetesi Yazarlarından Yonca Tokbaş ve Zeytindostu Derneği tarafından sunulan “Kaliteli zeytinyağı nasıl tanınır” konulu bir sunumla devam etti. Sınır Tanımayan Şefler Derneği Uluslararası Workshop’tan AREGALA Türkiye Başkanı Ahmet Çetin, Şef Elif Çıtak, Şef Erhan Şeker, Executive Chefs Federasyonu Yunanistan Temsilcisi Şef Kadri Memiş gösteri amaçlı bir yemek hazırladılar. Şeflerin özel yemeği protokole ikram edildi. Ardından Milas mahalleleri arasında düzenlenen zeytinyağlı yemek yarışması yapıldı. Yarışmaya 20 mahalleden yarışmacılar katıldılar. Meydanda kurulan stantlarda yarışmacılar tepsi böreği, çaykama, saç böreği, yaprak sarma, ot kavurma, keşkek, sura, saraylı, kabak tatlısı, kaşık helvası, tilkişen, kaba gibi çeşit çeşit zeytinyağlı yemeklerini sergilediler. Şeflerin oylamasıyla sonucu; yarışmanın birincisi Cumhuriyet Mahallesi ekibi olurken, Ören Mahallesi ikinci, yarışmaya bireysel olarak katılan Fatma Çeliker ise üçüncü oldu. Yarışmada dereceye girenler, çeyrek altınla ödüllendirildi. Zeytinyağlı yemek yarışmasının amacının kültürel değerleri korumak, gelecek nesillere taşımak ve zengin Milas mutfağını dünyaya tanıtmak olduğunu ifade eden Milas Kaymakamı Eren Arslan, “Çeşit çeşit otlardan harmanlanmış ve zeytinyağıyla pişirilmiş enfes yemeklerle vatandaşlarımızı buluşturduk. Milas mutfağı denemeye değer yemekleriyle turistleri bekliyor” dedi.

Milas Hasat Şenliği daha sonra düzenlenen konser ile sona erdi.